Otizm spektrum bozukluğu, çocuğun iletişim kurma ve başkalarıyla etkileşim biçimini, ilgi alanlarını ve davranışlarını etkileyen gelişimsel bir durumdur. “Spektrum” kelimesi her çocuğun farklı olduğunu anlatır: güçlü yönler ve ihtiyaçlar çocuktan çocuğa değişir.
İki temel alan
Kabul görmüş tanı kılavuzları otizmi iki temel alan üzerinden tanımlar:
- Sosyal iletişim ve etkileşim: örneğin başkalarıyla dikkati paylaşmada güçlük, ilgiyi paylaşmak için işaret etme ve bakışı daha az kullanma ya da karşılıklı sohbet ve akranlarla oyunda zorlanma.
- Sınırlı ve tekrarlayıcı davranışlar ve ilgiler: tekrarlayan hareketler veya konuşma, rutine güçlü bağlılık, dar ve yoğun ilgiler ile seslere, dokulara veya ışıklara alışılmadık tepkiler gibi.
Bu özellikler günlük hayatta nasıl görülebilir?
Ebeveynler çocuğun adı söylendiğinde nadiren döndüğünü, ilgisini çeken bir şeyi göstermek için işaret etmediğini, oyuncakları sıraya dizmek gibi tekrarlayan oyunları tercih ettiğini veya rutin değiştiğinde çok üzüldüğünü fark edebilir. Bu gözlemler tek başına otizm olduğu anlamına gelmez; ancak takip edilmeye değer işaretlerdir.
Her çocuğun güçlü yönleri vardır; anlamaya çalışmanın amacı onu bir kalıba sokmak değil, nasıl destekleyeceğimizi bilmektir.
Tanıyı kim koyar?
Tanı; gözlem, görüşme ve standart araçlara dayanan kapsamlı bir değerlendirmeden sonra yetkin uzmanlar tarafından konur. Ebeveynlerin rolü erken fark etmek ve danışmaktır; çocuğun ihtiyaçlarını ne kadar erken anlarsak onu o kadar iyi destekleyebiliriz.